Anne sütünü arttırdığı bilinen yiyecekler

Anne sütü dinlenme, uyku ve stressiz bir yaşam ile artar. Bebek sık sık emzirilmelidir. Ya da elektrikli pompa ile sağılmalıdır. Ancak emzirme daha iyidir. Sağılan süt çabuk kesilir. Anne sütünü kesen en önemli iki şey stres ve yorgunluktur. Bunun haricinde iyi yiyip içememek se anne sütünü azaltır.Bol su içmek anne sütünü arttırır. Bunun haricinde komposto ( şekerli ) özelliklede erik komposto içilmelidir. Her gün bir komposto yapılabilir. Bunlar dışında anne sütünü arttırdığı söylenen bütün yiyecek ve içecekleri araştırıp denedim. Yıldızlı olanlar bende işe yaradı.

Malt*

Önceleri bu malt içeceği eczanelerde bulunuyordu. Önceki doğumumda eczaneden almıştım. Şimdi AVM ler de ve Bağdat Caddesi gibi lüks yerlerdeki bebek mağazalarında satıldığını gördüm. Marketlerde de malt içeceği mevcut. Bir arkadaşımdan da bira fabrikasından eşinin sıcak sıcak bira mayasını getirdiğini ve işe yaradığını duydum. Ben de yeni çıkan hap formunu kullandım bu kez doktor tavsiyesi ile.

Su içmek*

Komposto *
Meyveyi yıkayıp iki bardak toz şeker ile pişene dek kaynatıyorum.

Beyaz üzüm
Dut
Dut kurusu
Isırgan otu tohumu
Çemen otu tohumu
Kimyon
Anason
Rezene
Çörek otu

Bulgur *
Kısır ya da soğanlı bulgur pilavı şeklinde tüketiyorum.

Soğan
İnek sütü
İncir
Havuç
Dere otu

Anne sütünü azalttığı söylenen yiyecekler

Maydonoz
Nane
Mısır

Cildime önce bozuk para gibi küçük sınırlı bir alanda pişik gibi açık pembe bir lezyon çıktı. Sürtünen kötü kalite bir giysinin tahriş ve alerji yapmış olmasından şüphelendim. Daha sonra yanmaya ve kaşınmaya başladı. Bir ay kadar bu yanıcı kaşınma devam etti. Herhangi bir ilaç kullanmadım. Geçmeyince cildiyeye gittim. İki krem verdi. Onları kullanmadım. Daha sonra içi sulu sivilce gibi olmaya başladı. Tekrar cildiyeye gittim. Önce kontak dermatit dediler. Yani bir cismin temasından oluşan deri iltihabı teşhisi. Cildimin rengi koyulaşmaya ve kalınlaşmaya başladı. Üzeri pul pul döküldü ve kaşıyınca yer yer yırtılıp kanadı. Daha sonra egzama teşhisi koydular.

Araştırdığımda bunun bir gebelik egzaması denilen bir cilt hastalığı olduğunu öğrendim. Gebelik egzamayı tetikliyordu. Hastalık psikolojik sıkıntı, stres kökenliydi. Bulaşıcı değildi anacak yayılıyordu. Astım hastalarında görülüyordu. Özelliklede toz akarlarına alerjisi olan kişilerde görülmekteydi. Egzamayı kaşımak cildin yırtılıp kanamasına ve mikrop kapmasına yol açmakta bu da sıkıntıyı arttırmaktaydı. Tedavisi ve iyileşmesi mümkün olan bir hastalıktı ancak tekrarlayabilirdi.

Vajinanızda sarı- yeşil renkte kötü kokulu akıntı mevcut ise trikomonas vajiniti olmuş olabilirsiniz. Vajinada yanma, kızarıklık ve ödem olabilir. Tedavisi metranidazoldur. Vajinal ovül veya ağızdan hap şeklindedir.  Vajinal duş kesinlikle çok yalnıştır. Vajiniti alevlendirir. Bir kadın doğum uzmanına başvurmalısınız.
Cinsel ilişki, klozetler, iç çamaşırları, havlu, ortak kullanılan banyo, meni yolu ile bulaşır. Tedavi olana kadar prezervatif kullanılmalıdır. Eşlerin de tedavi edilmesi gerekir. Gebelerde trikomanas enfeksiyonu poşun açılmasına, erken doğuma, lohusalık ateşine sebep olabilir.

Benzoik  Oluşumu

Gum benzoin (styrox benzoin), %20 benzoik asit içerir ve ısıyla kolayca ayrılır. Acoroid reçinesi %4,5-7,0 benzoik asit içerir. Beyaz renkli iğne ve yaprakçık görünümünde bir maddedir. Suda %0,34 gibi  düşük bir oranda ve zor çözünür.

Gıda endüstrisinde benzoik asidin daha çok Na tuzu kullanılmaktadır. Çözünürlük oranı (20OC?de, 100 m ?de  66 g ), asidin kendisine göre  ( 75OC?de, 100 m ?de 2,2 g ) yüksek olduğu için daha yaygın kullanılmaktadır. Mikroorganizmaların etkisini durdurduğu pH sınırları 2.5 ? 4.0 arasında değişebilmektedir. Sodyumun zararlı etkisinin olduğu durumlarda, potasyum benzoat kullanılmalıdır. Fakat potasyum benzoat sodyum benzoata göre daha az çözünür. Benzoatlar çözünebilme, kokusuz ve renksiz olma avantajlarına, tatlımsı ve ağzı buruşturucu lezzete sahiptirler. Koruyucu olarak benzoik asit  %0,1 ? 0,2 düzeyinde kullanılmaktadır. İçecek endüstrisinde %10 ? 20?lik sulu çözeltisi kullanılır. Benzoik asit, bir çok bitkinin yaprak, kabuk ve meyvelerinde bulunur. En önemli benzoik asit kaynağı balzamlar ve ağaç reçineleridir. Doğada ise siyah vişne ağacı, kızıl yaban mersini, kuru erik, anason tohumunda bulunur. Benzoik asitler, çileklerde ve meyvelerde az miktarda doğal olarak bulunurlar, ancak madde sentetik olarak üretilir (1,2,3,6).

Benzoik asit, özellikle mantarlara karşı koruyucu bir rol oynayan doğal bir bileşendir. Anti-mikrobiyal davranışı sayesinde, gıdalarda koruyucu olarak geniş alanda kullanılmaktadır. Bu durumda, etikette benzoik asit, benzoat (benzoik asitin tuzu) veya E210-E213 olarak belirtilmelidir.  Gıdalarda mikrobik bozunmayı önlemek için kullanılır.  Benzoik asit genellikle sodyum tuzu olarak (Sodyum benzoat) kullanılır. En çok kullanıldığı alanlar, meyva suyu, marmelat, reçel, çikolata, gofret, şekerleme, krema, kek kreması, jöle,  ciklet, gazlı içecekler, alkolsüz içecekler, çeşitli şaraplarda, turşular, soslar, ketçap, sofralık zeytin, kakaolu ürünler, bisküvi, margarin ve benzeri ürünlerdir. Benzoik asit, bir çok bitkinin yaprak, kabuk ve meyvelerinde bulunur. Ekmek ve pastada küflenmeye karşı kalsiyum benzoat  kullanılabilmektedir. İlave edildiği bitkinin tadını etkiler (2,3,4,5,6).

Benzoik asidine karşı aşırı hassaslık tepkileri bildirilmiştir. Astım ve deri döküntüsü, hiperaktivite yapabilir. Aspirin alerjisi olanların daha dikkatli olması gerekmektedir (5).

KAYNAKÇA:

1- cellotin.com ( Erişim Tarihi: 13.06.2007)
2- egitimplatformu.net ( Erişim Tarihi: 13.06.2007)
3- food-info.net ( Erişim Tarihi: 13.06.2007)
4- naaf.no ( Erişim Tarihi: 13.06.2007)
5-saglikvakfi.org.tr ( Erişim Tarihi: 13.06.2007)
6- odevsitesi.com

* Beslenmenize dikkat edin.
* Az az, sık sık beslenin.
* Mide bulandırıcı, sindirimi zor gıdalardan uzak durun.
* Gıdaların temizlik, saklanma ve hazırlanma kurallarına dikkat edin.
* Bol sıvı alın.
* Alkol kullanmayın.
* Sigara kullanmayın.
* Uyuşturucu madde kullanmayın.
* Kafeini kısıtlayın.
* İlaç kullanmayın.
* Bitkisel tedavi kullanmayın.
* İdrarınızı biriktirmeden yapın.
* Ağır egzersizden kaçının, hafif egzersiz iyi gelir.
* Bir doktor seçin.

Diyabetli hastalarda sürekli insülin enjeksiyonu uygulanması sonucu yağ bezeleri ( yağ dokusunun iyi huylu şişliği ) gelişir. % 20-25 gibi yüksek bir oranda görülmesine rağmen diyabetliler genelde lipohipertrofi konusunda bilinçsizdirler. Karında, kalçada, bacakta iğnenin yapıldığı her yerde görülebilir. Nedeni insülin kulanmak ( insülin yağ dokusu için bir büyüme faktörüdür ), değiştirmeden ( koldan karına, karından bacağa, sağdan sola gibi…) hep aynı yere uygulamak ve tekrar tekrar aynı hasarlı iğne ucu ile enjeksiyon yapmadır. Zararları yağ bezelerinin olduğu yere ve yakınına enjeksiyon yapılmamalıdır. Çünkü insülin emilimi buralarda iyi değildir ve kan şekerinin düzenlenmesine engel olur. Beden imajını bozarlar. Doğru enjeksiyon tekniği ile lipolar önlenebilir ve küçülebilir. Kansere dönüştüklerine dair bilimsel bir veri yoktur.