Meme kanseri akciğer kanserinden sonra dünyada ikinci sırada yer alır. Bizim ülkemizde ise kadınlarda en sık görülen kanser türüdür. Ender olarak erkeklerde de görülür.

MEME KANSERİNDE RİSK FAKTÖRLERİ

Anne, kız kardeş , teyze gibi yakın aile üyelerinde meme kanseri bulunması
50 yaş üzerinde olmak
Gebe kalmamış olmak
Emzirmemiş olmak
Doğum kontrol hapı kullanma Continue reading

CİNSEL PERFORMANSI AZALTAN, OLUMSUZ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

Günümüzde ağır çalışma koşulları, fast food tarzı beslenme, yoğun stres nedeni ile kişilerin cinsel istek ve performansında azalma meydana gelmektedir. Sorunların altında genellikle psikolojik sebepler yatmaktadır. İnsanlar kendilerine vakit ayıramamaktadır. Bol temiz hava ve güneş ışığı almak, yeterli ve dengeli beslenmek, günde sekiz saat uyku ve haftada üç gün bir saat 20 dakika gibi egzersiz yapmak ile hem ruh ve beden sağlığınıza ve cinsel istek ve performansınızın artmasını sağlayacaktır.
Obezite erkek çocuklarda yumurtalıklarda küçülmeye ve gelişme geriliğine , kızlarda göğüslerin büyümemesine, adet gecikmesine, rahim ve yumurta gelişmesinde bozukluklara sebep olabilmektedir. Yetişkin kadınlarda da obezite piko ( yumurtalıkların yarım ay şeklinde dizilmesi), üç ayda bir doktor ilaç tedavisi ile adet görme ve kısırlık gibi sağlık sorunlarına yol açar.
Psikolojik problemlerde tıbbi desteğe başvurulabilir.

DOĞAL BİTKİSEL DESTEK

Cinsel sağlığımız için şekerden düşük, sebze ve meyve, kaliteli çerez, süt ve süt ürünleri, yağsız et içeren kalp dostu sağlıklı ve dengeli bir diyet gereklidir.
Doğal bitkisel ürünler, bitki çayları, baharatlar ve diyetimize ekleyeceğimiz bazı yiyecekler ile cinsel performansımızı arttırtmak mümkündür. Bunlar aşağıda sunulmuştur.
Önem sırasına göre dizilmemişlerdir.

BİTKİSEL DESTEKLER

Azgın teke otu
Çoban çökerten
Japon eriği
Testere Palmiyesi
Hardal: Cinsel bezleri çalıştırır.
Çakşır otu
Taze iğde çiçeği
Çadıruşağı otu
Süsen kökü tozu: Erkek ve kadınlar için güçlü bir afrodizyaktır.
Yasemin: Kokusu erkek ve kadın için afrodizyak özelliğe sahiptir. Parfüm yapımında
Haşhaş tohumu: Haşhaşlı börek yapılabilir. Mahalle fırınlarında satılır.
Ginseng: Kırmızı renkli Kore ginsengi ve Sibirya ginsengi daha etkilidir.
Avena sativa ( yulaf)
Arı poleni: Allerjiniz var ise kullanmayınız.
Arı sütü: Allerjiniz var ise kullanmayınız.
Tongat Ali bitkisi
Yohimbin bitkisi: Kadınlarda frijite tedavisinde erkeklerde de performans arttırıcı olarak kullanılır.
Melekotu: Cinsel isteksizlik tedavisinde kullanılır.
DHEA-S ganoderma
Zencefil: Bal ile karıştırılabilir. Yemeklere baharat gibi katılır. Kan sulandırıcı ilaç kullananlar kullanmamalıdır. Fazlası önerilmez.
Kakule
Mine çiçeği: Doğranıp kaynatılır. İçilir. Şarap içine doğranarak da içilir.

Safran
Meyan kökü
Keçiboynuzu ve keçiboynuzu pekmezi
Kişniş otu
Salep yumrusu
Kişniş tohumu: Senede on beş gün, bir ay kadar tazesi bulunur. Eylül ayı mevsimidir. Salamurası yapılır. Yoğurt ve ayran aşı çorbalarına, çorbalara, dolma ve menemene katılır. Tohumu yemeklerde baharat olarak ve turşulara lezzet vermesi için kullanılır. Keskin ve aromatik kokusu çok beğenildiğinden afrodizyak parfüm yapılır.
Tarçın: Sütlü tatlılar ve hamur işlerinde, pasta, kek ve kurabiyelerde kullanılır.
Mahlep: Hamur işlerinde kulanılır.
Termiye
Mesir macunu

BİTKİ ÇAYLARI

Adaçayı
Rezene
Karanfil : Bitki çayı olarak içildiği gibi, siyah çay demler iken birkaç tanede içilebilir. Yorgunluğa iyi gelir.
Zencefil
Kakule
Ginseng
Meyankökü: Vücutta ödeme neden olabilir. Böbrek hastalarına önerilmez. Meyan kökün tozu soda ile içilirse kadınlarda çok cinsel istek arttırır.
Safran
Tarçın: Bitki çaylarının içine konabilir. Şeker ilavesiz bitki çayına tat verir. Daha rahat içim sağlar.
Vanilya: Uyarıcıdır.

BİTKİSEL YAĞLAR

Lavanta yağı : Salata ve soslarına birkaç damla konur.
Susam yağı

BAHARATLAR

Zencefil
Tarçın
Kişniş
Kekik: Özelliklere erkeklerde etkilidir.
Nane

TAVSİYE EDİLEN YİYECEKLER

Kuru meyveler
Çikolata
Kabak çekirdeği
Kuru incir
Seratonin hormonu içerir. Mutluluk verir. Yorgunluğa iyi gelir.
Muz
Seratonin mutluluk hormonu içerir.
Fındık
Badem
Ceviz
Hint fıstığı
Tropikal meyveler ( özellikle avokado)
Antep fıstığı
Bal
Hindi
Kereviz
Ançüez
Tavuk suyu
Pul biber
Peynir
Havyar
İçerisinde çinko bulunur.
Tahin
Pekmez
Sarımsak
Isırgan otu
Lahana
Pırasa
Soğan
Sivri biber
Roka
Domates
Çilek
E vit içerir.
Maydanoz
İstiridye
Havuç
Yorgunluğa iyi gelir.
Yağsız kırmızı et
İyot
Hıyar
Marul
Armut
Şeftali

ORGAZMI KOLAYLAŞTIRAN BESİNLER

Besinler ile kalsiyum alımı orgazm olmayı kolaylaştırır. En iyi kalsiyum kaynakları yeşil sebzeler, sardalye balığı, süt, peynir, yoğurt, ayran ve kefirdir.

SPERM SAYISINI ARTTIRAN YİYECEKLER

Çinko alımı sperm sayısını arttırır. Yüksek oranda çinko içeren besinler ginseng, mısır, buğday, fasulye, araka, fındık, peynir, istiridye, bitter çikolata ve yumurtadır.

VİTAMİN VE MİNERALLER

E vitamini, B vitamini, çinko, selenyum cinsel sağlığa iyi gelen vitamin ve minerallerdir.

ALKOL VE CİNSEL PERFORMANS

Cinsel ilişkiden önce kendini rahatlamak amacı ile alkol alımı yaygındır. Ancak alkol uzun vadede kilo almaya, bel çevresinde kalınlaşmaya, damar tıkanıklığına sebep olur.

SİGARA VE CİNSEL PERFORMANS

Sigara kullanmayın. Erkeklerde iktidarsızlığa sebep olur.

KULLANILAN İLAÇLAR VE CİNSEL PERFORMANS

Kalp, tansiyon ve mide- duedonum ülseri ilaçları başta olmak üzere ilaçlar cinsel performansı ve sperm sayı ve kalitesini olumsuz etkileyebilir.

EGZERSİZ VE SPOR CİNSEL PERFORMANSI ARTTIRIYOR

Düzenli egzersiz yapmak testesteron hormonu seviyesini yükseltir. Egzersiz kapasitenizi arttırdığı, eklem ve kaslarınız daha sağlıklı olduğu için yataktaki performansınız artar.
Bel çevresinin kalınlığı erkek ve kadınlarda kalp ve damar hastalıkları, tansiyon, kolesterol ve diyabet hastalığına neden olmak ve ereksiyon fonksiyonunu bozmak sureti ile cinsel performansı azaltır. Ayrıca kötü bir dış görünüm kendine güveninizi azaltarak seks hayatınızı olumsuz yönde etkiler.

MASAJ VE CİNSEL PERFORMANS

Masaj yağları, susam yağı, tarçın yağı ile özelliklede vücudun erojen bölgelerine masaj yapılması fayda sağlar.

GEZEGENLERİN CİNSEL HAYATA ETKİSİ, DOĞAL TAŞLAR VE CİNSEL HAYAT

Erkeklerde kırmızı rengin, mercan taşının vücuda temas edecek şekilde kullanılması cinselliği temsil eden Mars gezegeninin etkilerini arttırır.
Kadınlarda ise eflatun, pembe, sedef renkleri kullanmanın yine kadınlarda cinselliği temsil eden Venüs gezegeninin etkilerini arttırır.

Kavitasyon vücudun sorunlu bölgesine yoğunluğu azaltılmış ultrasonik ses dalgaları verilerek yağları yakmaya yarayan bir zayıflama, bölgesel zayıflama, selülit tedavi yöntemidir. Yağları parçalayıp su ile absorbe edip, hücre duvarını bozarak açığa çıkan yağ ve yağ asitlerinin lenf yolu ile vücuttan atılımını sağlar. 2010 tarihinden beri yaygın şekilde kullanılmaktadır.

Kavitasyon vücudun en sorunlu bir bölgesine uygulanabilir. Bel, kol, sırt, basen gibi. Aynı anda birden fazla bölgeye kavitasyon işlemi yapılmaz.

KAVİTASYON ZAYIFLATIRMI , KAVİTASYON İLE İNCELME

Kavitasyon işlem başına ortalama 2 cm, 5-7 seansta 10 cm incelme sağlar. Ölçüm metre ile yapılır. 5 seansta 1-3 beden zayıflama sağlar.

KAVİTASYON KİMLERE UYGULANMAZ

Kalp pili olanlara
Hipertansiyon hastalarına
Otoimmün hastalığı bulunanlara
Şeker hastalarına
Vücudunda pilatin olanlara
Yaşlılara
Altı aydan kısa bir süre önce sezeryan gibi ougulanacak bölgeden ameliyat olanlara

KAVİTASYONUN AVANTAJI NEDİR

Kavitasyon cerrahi bir yöntem değildir. Acı, sızı vermez. Kişi günlük hayatına hemen geri dönebilir.

KAVİTASYON SEANS ÜCRETİ

10 işlem zayıflama 110 TL, 20 işlem 110, 30 işlem 220, 40 işlem 275 TL civarındadır.

KAVİTASYON İŞLEMİ NASIL YAPILIR, NE KADAR SÜRER

Kavitasyon ultrason cihazı ile yapılır. İşlem yapılacak bölgeye ultrason jeli tatbik edilir. İşlem öncesi bol su içilmelidir. Bir seans 40- 45 dakika sürer. İşlem sırasında kavitasyon cihazından ıslık tarzı bir ses gelir. İşlem sonrası da yine bol su içilmelidir. İşlemden bir gün önce ve işlemden bir gün sonra da bol su içmeye devam edilmelidir. İşlemden sonra idrarda koyu renk görülmesi normaldir. Böbrek ve karaciğerden yağ atılımını gösterir.
Haftada bir seans 3 hafta boyunca yapılır. İlk seansta 2-3 işlem aynı anda yapan yerler vardır. Sonraki haftalarda haftada bir işleme devam edilir. Üç hafta sonunda sonuç alınmaz ise devam edilmez. 8-10 seans yapılabilir.

KAVİTASYON ERKEKLERE YAPILABİLİR Mİ

Evet, kavitasyon erkeklere de uygulanabilir.

KAVİTASYONUN ZARARLARI , RİSKLERİ

Deride kızarıklık, kabarcık, soyulma, yanık ve ağır yanıklar oluşabilir.
Kavitasyon ultrason hücreleri parçaladığı için hücre yaşlanmasına neden olan oksidan maddelerin açığa çıkmasına sebep olur.
Cihaz 10-15 cm uzak tutulmazsa tiroid, over ve testis kanserine neden olabilir. Hormon bozukluğu yapabilir.
Ayrıca uzun vadeli yan etkileri bilinmemektedir.
Kesin inceltme garantisi yoktur. Fayda sağlanıp sağlanamayacağı kişinin su içebilme kapasitesine bağlıdır. Diyet ve spor ile desteklenmez ise verilen kilolar kalıcı olmaz. Tekrardan geri alınır. Kavitasyon seansları sırasında kişiye diyet ve sporda önerildiğinden zayıflamanın kavitasyondan mı diyet ve spordan mı kaynaklandığı konusunda şüpheler mevcuttur. Genellikle göbek gibi tek bir bölgede yağlanması olan insanlara önerilir. 120-130 kilo gibi vücudunun her yeri kilolu, obez insanlara bir fayda sağlamaz.
Liposuction ( yağ aldırma) yöntemi kadar etkili değildir.
Kavitasyon doktor kontrolünde, genç ve sağlıklı kişilere yapılması gereken ciddi riskleri bulunan bir yöntem olmasına karşın, sanki bir seansta beli incecik hale getiren ve hiçbir zararı olmayan bir yöntem gibi bazı merkezler tarafından kavitasyon fırsatları, kampanya ve reklamları yapılmaktadır.

Ağız bakımına önem veren kişilerde görülen bir hastalıktır. 90? lı yıllardan sonra yaygınlaşan ve diş hekimlerinin ilgi ve araştırma konusu olan bir hastalıktır. Dişlerde serviks bölgesinde ( diş boynunda ) çentik şeklinde sarı kahverengi renkte kemik dokusu kayıpları mevcuttur. Hastalar soğuk ve sıcağa, sert cisimlere temasta hassasiyet, asitli ve tatlı besin yendiğinde kamaşma, sızı şikayeti ile diş hekimine başvurur. Dişlerin görünümü ve fonksiyonu bozulur. Diş etinde biraz çekilmeye neden olabilir. Genellikle yaşlı hastalardır ve geç bir evrededir. Kalıtımdan kaynaklanabileceği gibi genellikle diş fırçalarken ya da beslenmede yapılan bir dizi hatadan kaynaklanır. Ülkemizde % 80 gibi yüksek bir oranda görülür. Yaş ile doğru orantılıdır. Yaş ilerledikçe dişlerde aşınma artar. 40 yaş üzerinde sık rastlanır.
Mesleki olarak yüzücülerde, şarap içenlerde sık rastlanır. Obezite bir risk faktörüdür.

NEDENLERİ :

Birçok nedeni olmakla birlikte İki ana nedeni bulunmaktadır
1- Çok sert diş fırçalama

Bunu açmak gerekirse çok sert fırça kıllarına sahip bir diş fırçası kullanma, çok bastırarak, yana doğru ya da yukarı aşağı çok sert hareketlerle fırçalama, 2 dakikadan uzun sürelerle diş fırçalama, gün içerisinde çok fazla sayıda diş fırçalama.
Dişler dairesel hareketlerle fazla bastırmadan fırçalanmalıdır.
Günde iki kez, iki dakika süre ile diş fırçalama kafidir.
Aşındırıcı özellikte diş macunu, beyazlatıcı kimyasal maddeler kullanımı bu soruna neden olabilir. Yine çok fazla miktarda diş macunu kullanımı zararlıdır. Mercimek büyüklüğü yeterlidir.

2- Asitli, şekerli gıdalar tüketme

Limon, greyfurt, portakal gibi asitli gıdalar,karbonatlı yiyecekler, şarap,meyve suyu, gazlı içecekler, enerji içecekleri, turşu, sirke dişi aşındırır. Bu gıdalar yenildikten hemen sonra diş fırçalanmamalıdır. En az bir saat geçmelidir. Yoksa yumuşamış diş minesine fırçalama işlemi zarar verir. Yemek arasında su içmek yaralıdır. Yine meyve ile birlikte süt alımı asidi nötr hale getirir. Meyveler küçük parçalara ayrılarak yenmelidir. Asitli içeceklerin pipet ile içilmesi tavsiye olunur.
Çay, sardalya balığı, ıspanak, elma, çiçek yağı, tahıllar, süt ve yumurta gibi florürden zengin gıdalarla beslenme fayda sağlar.
Maden suyu içilmesi önerilir.
Florürlü ağız gargaraları önerilir.
U şeklindeki aşınma asit erozyonunu, V şeklindeki ise diş fırçası sonucu oluştuğu konusunda bize fikir verir.
Reflü ve kusma ya yol açan alkol alımı ve çeşitli hastalıklar nedeni ile mide asidinin dişleri erozyona uğratması da üçüncü bir nedendir. Tükürük salgısının yetersiz olduğu hastalık ve durumlarda risk faktörüdür.
Dördüncü bir neden olarak diş gıcırdatma da diş boynunda aşınmalara yol açabilir.

TEDAVİ OLMADAN İYİLEŞMESİ MÜMKÜN MÜDÜR

Evet. Eğer çok yüzeysel ise, az miktarda doku kaybı var ise bu mineral kayıpları nefes alıp verirken karbondioksitin tükürükle teması sonucu ortaya çıkan kimyasal reaksiyon ile oluşan karbonik asidin tükürük içerisindeki mineralleri dişe bağlaması ile geri dönüşümlüdür. Fakat asitli gıda tükettiğimiz ve bu iyileşme oranı çok az olduğu için erken teşhis ve tedavi önem taşır. Diş doku kaybı dişin sinirine ulaşmış ise basit bir dolgu ile kurtarılacak diş kanal tedavisine kadar gidebilir. İlerlemiş olgularda da tedavi mümkündür.

TEDAVİ VE ÖNERİLER :

Diş fırçalama eğitimi verilir.
Hassas dişlere özel diş macunu ve yumuşak diş fırçası önerilir.
Ağıza florür sıkılması tedavide kullanılır.
Aşınmalar diş siniri gibi derin dokulara ulaştığında, dişlerde hassasiyet geliştiğinde yada estetik açıdan kabul edilemez bir görünüm aldığında dişlere restorasyon beyaz dolgu ( ışıklı kompozit)ya da porselen lamina yapılır.
Düzenli diş hekimi kontrolü önerilir.

Diş eti hastalıkları periodontal hastalıklar diye isimlendirilir. Televizyon reklamlarında görmüşsünüzdür. Diş eti çekilmesi ile sağlam bir dişi bile kaybedebilirsiniz diye. Diş fırçalarken diş eti kanamalarına dikkat çekilir. Bu yazı diş eti hastalıkları, diş eti çekilmesi, nedenleri, tedavisi ve sonuçları hakkında genel bilgi vermeyi amaçlamaktadır.
Diş eti hastalıkları diş eti, diş kökü, çene kemiği,ve diş kökünü çene kemiğine bağlayan lifleri içine alır. Sadece diş etinde çekilme mevcut ise gingivitis adını alır. Hastalık diğer dokulara da yayılmış ise periodontitis olarak isimlendirilir.

TİPLERİ

Diş etlerinde çekilme, parlak kırmızı görünüm, diş fırçalarken kanama, ağız kokusu ( gingivitis)
Kronik periodontitis adı üzerinde yavaş ilerleyen, artık rahatsızlık vermeye başlayıp diş hekimine başvurulduğunda ise tedavi için genellikle geç kalınmış olunan, bizim ülkemizde yetişkin bireylerin % 85? i gibi çok yüksek bir oranında mevcut olan bir hastalıktır.
Agresif periodontitits ise daha genç bireylerde görülen belirtilerin daha şiddetli olduğu tiptir. Genellikle kalıtım kaynaklıdır.
Kan kanseri, AIDS gibi bağışıklık sistemi hastalıklarının komplikasyonu olarak görülür. Diş etlerinde doku ölümü ( nekroz) a kadar gidebilir. Tedavide bikarbonatlı, mikostatinli ( mantarlara etkili ), jetokain gibi ağrı ve acıyı da hafifletmeyi hedef alan çok çeşitli kombine gargaralar ile yapılır.
Diş eti travmaları, diş etine yabancı cisim saplanması sonucu oluşabilir.

BELİRTİLERİ

Diş diplerindeki tartar, biriken bakteriler dişetlerinde enfeksiyona yol açar. Tartar diş köklerine doğru ilerler. Diş kökündeki kemik doku erimeye başlar. Dış görüntü olarak dişlerde uzama, aralarda açılma meydana gelir. Diş eti parlak kırmızı ? mor görünür. Diş etinde şişlik vardır. Diş eti ile diş kökü arasında cepler oluşur. Bu ceplere yemek artıkları dolar. Bunlar ağızda bakteri oluşumu ve kötü koku yapar. Diş etinde sık sık apse oluşur. Bu apseler bireyde acı ve ağrı yapar. Yine dişte sızı ve ağrı tarzı bir his ile kişiler diş hekimine başvurur.

NEDENLERİ

En büyük nedeni yetersiz ağız bakımıdır.
Gebelik, menopoz gibi hormon dengesizliklerinin akabinde görülebilir.
Kalıtsal olabilir.
Sistemik hastalıkların sonucu olarak oluşabilir.
Sigara içenlerde, yoğun stres altında olanlarda diş eti hastalıkları sık görülür.

TEDAVİ

Tedavide ağız bakımı eğitimi yapılır. Eğitim dişler nasıl fırçalanır, yan fırçası nasıl kullanılır ( önemli not : yan fırçasının doğru kullanılmaması diş etlerine zararlıdır ), diş ipi kullanımı, basınçlı su veren alet ile diş temizliği gibi bilgileri içerir.
Diş dibindeki tartarlar diş hekimi tarafından temizlenir. Diş etinin daha temiz ve sağlıklı bir dişe yapışması ana hedeftir. Diş etindeki çekilme geri döndürülemez. Hastalığın daha fazla ilerlememesine çalışılır.
Diş etine ameliyat yöntemi ile yama yapılır. Sağlıklı diş eti estetik açıdan çok kötü görünen bir ya da iki dişe yapıştırılır.
Gargara reçete edilebilir.
2 yılda bir diş hekimi kontrolü önerilir.

Triptofan ( depresyona iyi gelen bir amino asit ), B vitamini, omega 3, seratonin ( mutluluk hormonu ) arttırıcı başta olmak üzere,  içeriğinde depresyona, stres ve sinirliliğe iyi gelen çeşitli etken maddeler olan besinler ve en önemli şifalı otları aşağıda bulabilirsiniz.

Sarı kantaron

Hindi

Tavuk

Dana eti

Kahverengi pirinç

Fındık

Balık,  Ton balığı

Süt

Yumurta

Peynir

Meyve

Sebze

Omega 3

Adaçayı

Pul biber

Adamotu

Ahlat ( yaban armudu )

Çay

Çivan perçemi

Fesleğen

Ihlamur

Karanfil ağacından çıkarılan yağ

Kahve

Kimyon

Melek otu

Mandalina, armut, marul :  Sinir krizine etkilidir.

Portakal, portakal suyu

Havuç

Soğan

Şalgam

Kuşkonmaz

Badem

Erik

İncir

Kuruyemişler

Mürver ağacı meyvelerinden yapılan çay

Pırasa

Vanilya

Tarçın

Avokado

Çikolata

İstiridye

Patates

Ispanak ( yeşil renkli sebzeler )

Maydanoz

Tere

B vitamini

Siyah fasulye 

Ekmek

Tam tahıllar

Ruşeymi ekmek

Çavdar ekmeği

Kabak

Süt

Brokoli

Soya peyniri

Mantar

Melisa çayı

Kedi otu

Papaya

Ton balığı

Elma

Kayısı

Ciğer

Şeftali

Mango

Çilek

Guava

Greyfurt

Yer elması

Ceviz

Kolesterol içeren gıdalarla beslenenlerde ( hayvansal yağlar, kırmızı et, yağlı yiyecekler, kızartmalar 9 safra taşları daha sıktır. Safra taşlarını önlemek ya da var ise buna bağlı şikayetleri azaltmak için yağsız beslenmelidir. Bol meyve ve sebze gibi posalı bir diyet uygulanmalıdır. Pişirme yöntemi olarak da haşlamalar tercih edilmelidir. Bol su içilmelidir. Su safrayı çözelterek safra kesesinin ağrısına da iyi gelir. Alkol ve kahve safra taşı olanların ağrısını tetikler ve şikayetlerini arttırır.  Sancı durumunda araç ile seyahat edilmemeli ve ağır spor yapılmamalıdır. Kötü gelir.

Saçlarıma haftada bir yaptığım bir bakımı paylaşmak istedim. Tatlı badem yağı, acı badem yağı ve çok az miktarda çam terebentini parmaklarım yardımı ile saçıma sürüp birkaç saat beklettikten sonra yıkıyorum. Saçlara canlılık ve hacim kazandırıyor, dökülmesini azaltıyor.

Böbrek taşı olan kişilere eskiden kalsiyumdan fakir diyet önerilirdi. Artık bundan vazgeçilmiştir. Ancak tuz kalsiyumu yükselttiğinden tuzsuz yemek önerilir. Bol su içilmelidir. Limon suyu içmek de böbrek taşına iyi gelir. Egzersiz yapmak da böbrek taşı olan hastalara önerilir.